22 03 2015

(ilk blog yazım)cumartesii gecesi , normal bir anlardayım ve her

o kadar  çok sey yasandı ki, keşkelerim doğdu , acılarım dirilip  tekrardan  öldüler,o kadar çok geriye  döndüm ki, her  geri dönüp anıları ve izlerini hatırladığımda  kendimden  utandım.nedensizce  değil. emin  olun siz  olsanız sizde  utanırdınız.benlik birsey  olduğundan  dolayı utanmıyorum . kime üzüldüğüme utanıyorum. kim uğruna acı çekip olgunlastığıma  utanıyorum,üzülüyorum , üzülme  denemez  o  aşamayı geçtim, unuttum , sevecek  bir  nedenim de  yok, yanında  prezervatif tasıyan  bir  erkek düsünün ama o  sizin  sevgiliniz, ve  bilmiyorsunuz aldattığını, o kadar  çok sey  yasıyorsunuz ki  o sizin ilk çıktığınız ilk vakit  geçirdiğiniz  erkek, üstelik bir sürü hatası  var  bunu  geçtim  hatası  olmasına  rağmen sizi bazı anlarda  küçük  görür  gibi  değiştirmeye  calısıyor. ama  siz  onu hatalarıylada  yanlıslarıyla da  seviyorsunuz. bu  aylarca  sürüyor.gün  geçtikçe  kavgalarınız da  çoğalıyor, o  sizin gibi  sevemiyor  ama siz de  artık soğumaya baslıyorsunuz, sürekli temas  halindesiniz çünkü dokunmadan  sevmeyi değil tam  anlamıyla  öpüşme ,cinsel hareketlerle sizi ve  sevginizi küçültüyor  , kendinizi değersiz  hissediyorsunuz. hatta bir  köle gibi  de  hssetmenize  neden  oluyor  bu  durum.her  bulustuğunuzda  öpüsüyorsunuz ve sımsıkı sarılıyor  size utanmadan  öküz  gibi abazalar &nb... Devamı

12 03 2015

Yanlış Adam

Yanlış Adam |  görsel 1

yanlış adamı sevdiğinizi fark ettiğinizde yaşadığınız hayal kırıklığı, kırılan cam çerçeve sesinden ziyade patlayan bi bina gibi parçalanmışlık gürültüsüne maruz bırakır insanı.  yanlış yolda olduğunuzu hissedip doğru yolu aramaya koyulamazsınız da. seviyorsanız, artık çok geçtir. ondan başka yolunuz yoktur. bunu geç ya da erken fark etmek bi şeyi değiştirmez. bi hastalık değildir çünkü bu. kaldı ki olsa olsa tedavisi olmayan ölümcül bi hastalık olabilir bu. sırat sandığınız köprünün ortasında onun aslında sırat olmadığını, sizi bekleyenin cennetin tam aksi olduğunu fark ettiğinizi düşünün. öylece kalakalıyorsunuz. ne ileri adım atacak kadar aptalsınız, ne geri gidecek kadar cesur. aşağıya düşseniz dipsiz bi uçurum. elleriniz, yüreğiniz titriyor. cehennemin harlı ateşi ta oralardan içinizi yakmaya yetiyor. yolun başında içinizin ısındığını hissedip o sıcaklığa kapılarak ilerleyen siz, şimdi o sıcaklığın sizi yaktığından yakınıyorsunuz. ne büyük çaresizlik! saç telleriniz bile titriyor. ses telleriniz aşağı kalmıyor, konuşurken onlar da titriyor. konuşuyorsunuz, cehenneme bakarak. “seviyorum işte seni, yakmasan olmaz mı?” diyorsunuz. cehennem ukala bi tebessüm atıyor size. “yanmayı göze almadan sevebilecek kadar ahmak mıydın? bu kadar mı acemisin aşkta?”diyor. aslında o hiçbir şey demiyor. siz o tebessümden bunu çıkarıyorsunuz. “buraya kadar geldim, cayır cayır yanayım da bu hikaye bitsin” diyorsunuz. ama adım atamıyorsunuz işte. kahrolasıca ayaklarınız gitmiyor. bacaklarınız da titriyor çünkü. baştan aşağı titreyen, terleyen, pes etmeye dahi gücü olmayan bi kadın oluyorsunuz. acınası bi kadın. durup geçmişinize bi göz gezdiriyorsunuz.“bi önceki de ... Devamı

12 03 2015

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

üzdüğüm insanlara ithafen; ben kimseye iyi biri olduğumu söylemedim. cehennem ahırette diyecekmiş ya hani "Rabbim ben kimseyi bilerek yakmadım, onlar ateş olduğumu bile bile geldi" ben sizin cehenneminizdim belki. şimdi yanan canınızın sorumlusu ben değilim, sizsiniz. bakın sahiden çok yandı içim,  defalarca aynı sebepten.  bıkmadan usanmadan yandım bir yara için.  için için.  ve yara dolu bi ağız gibiyim,  lezzet alamıyorum hayatı tadarken.  canım yanıyor sürekli.  lokmayı nerede çiğnersem çiğneyeyim bi sızı, bi “ah” deyiş. bir adamın  kulağına küpe olasım var,  o hala duymamakta ısrarcı.  sızlıyor saç uçlarım. "sarılırsan ısınır açık yaralarım. ama bilirim, sarılmazsın." diyemediğim bi adam var, demek fayda vermeyeceğinden. tanrım. kabusları ameliyatla aldıramıyor muyuz? çünkü sanırım başa sarıyor kabuslarım. ben ekseriyetle aynı adamın bana sarılırken öldüğünü görmek zorunda mıyım? ben hüzün doğuran bir kadınım. yaklaşmayın. yeni bir hüzne gebe kalmak istemiyorum, artık yırtıldı kasıklarım. kaburgalarım paramparça ağlamaktan sesim kısıldı, odamın duvarlarını tırmalamaktan tırnaklarım boya kırıntısı. hüzün, ismi gibi güzel yüzlü değil, anlamıyorsunuz siz. anlamıyorsunuz işte. hiçbir zaman salt gülemedim ben, kimse yokken ağlamayı seçtiğimden. yapay tebessümleri ancak bir yabancı gördüğümde üzerime geçirebildiğimden. giydiğim en sahici tebessüm, sekiz yıl evvel annemin gidişiyle yüzümden döküldü. "git gide yaralanıyoruz, şurdan burdan" demiş şair şimdi ben de diyorum ki üstadım,  git gide ... Devamı

12 03 2015

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

12 03 2015

Devamı

12 03 2015

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

12 03 2015

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

12 03 2015

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

12 03 2015

Ben hep bekledim.

Ben hep bekledim. |  görsel 1

aldım kalemi elime, bir kalem en fazla kaç kez ele alınabilirse işte bir yaraya en fazla kaç kez dikiş atılabilirse o kadar dikiş atarak yazdım bağıra bağıra; "siz hepiniz, ben tek!" okumadınız. dikişlerim bir kez daha attı yüzünüze sıçrayan kandan utanmadınız. ** siz hiç uçurum yuttunuz mu? bir uçurumu yutmak, o uçurumdan atlamaktan daha zordur; bildim. ben hep en zora maruz kaldım çok yağdım, henüz dindim. ”keza bir kazaya kurban gitsem; mazeretimdin. beni hep sıradışı bi kadın olarak bildin. haklıydın. benim kalbim damarlarıma kan pompalamazdı, damarlarım kalbime kan pompalardı örneğin. seni sürünerek terk etsem, koşarak dönerdim. ellerimde ayva çiçeği; nar vermesini beklerdim.” diyemedim. uykusunda düşer gibi olur ya insan ben hiç bu yüzden irkilmedim düşmek; benim icra edebildiğim tek mesleğim. tutmak sizin sağlam fobiniz, fobiniz tek ortak noktanız. tanrım! ellerimde arnavut kaldırımları birinizin çıkıp şarkı söylemesini bekledim. beklerken şiir okudum, edebiyat tükendi.... Devamı

12 03 2015

İçimdeki nefrete rağmen , küçük bir yazıda sevebiliyorum seni,

onca şeye rağmen çıkıp gelsen kılım kıpırdamaz ya da kalem. çünkü geç kalan bir mevsimin affı yoktur çiçek için. solmuşsa solmuştur solum, içim. inan bana, ben artık o tanıdığın küçük kız çocuğu değilim. -bir mevsim düşün ki tuba ağacının saçlarını döksün- geride bırakıla bırakıla geride bırakabilmeyi öğrenebilmiş bir kadının zaferi bunu bana yaşattığın için teşekkür ederim. ben sesimi sende unuttum bu yüzden gel diyemedim, sustum,  bekledim. gelmedin. şimdi git diyorsam,  bil bu benim sesim değil. -senin? belki.- benim ağlıyor oluşum senin başkasıyla gülüyor oluşunla ilgiliydi. neyseki geçti n. -ruhsuzluktan ölemiyorum şimdi.- kurak toprağımı hiçbir gözyaşı sulayamaz artık. canım, sen beni kırmadın parçaladın, silkelendim,  dağıldım. beni artık bulamazsın. -en büyük savaşı kendini ararken veren kadın yorgunluğudur şiir, doğrudur.- ikimiz de biliyoruz ikimizden bir etmeyeceğini şimdi ve bir zamanlar  bir zamanları anlatmaktan vazgeçtim. bir eylül gecesi ellerimi çiğneyip tükürdü çünkü gökyüzü sonrası hep eksik. bir kez yanıldım sonra hep yenildim bu kez sana  en çok kendime ama galip geldiğim için özür dilerim. -gidişimin bileti olan saçımı kesmedim, ben gitmedim, sadece gelmeni istemedim.- şimdi geçmez sandığım acı bana yabancıysa aradığın numaraya mesela artık ulaşılmıyorsa gardım gark edilmiş göğsümü sarmışsa korkmuyorsam yağmurdan filan git diyorsam sahiden diyebiliyorsam neyse  neyse.  keşke "olmasaydı sonumuz böyle."... Devamı